|
Bayan muhacirlerimizden biri hindi çiftliğinde çalışmaya başlamış.
Gel zaman git zaman yılbaşı arifesine gelmişler. Patronu,kadına bir hindi vermiş yılbaşı için,ertesi gün de başka bir hindi
vermiş temizleyip hazır etmeleri için. Patron demiş ki:
- Hatice hanım, şunu da benim için temizleyip hazırlayabilecek
misin?
Kadın gayet doğal bir şekilde:
- Ben zaten dün akşam PiPi'yi yoldum, şimdi sizin PiPi'nizi
de yolarım siz merak etmeyin, demiş
İlk
geldiğimiz zamanlarda oluyor bu olay. Kadının biri İstanbul'da bir
devlet hastanesinde çalışmaya başlar. Fakat Türkçe tıbbi terimlere
çok yabancıdır. Hemşi-redir kendisi ve yoğun bakım departmanında
çalış-maktadır. Bir gün bir hasta ameliyattan
çıkarılmış ve yoğun bakıma alınmıştır. Olay anında da bu kadıncağız
nöbettedir.
Hastanenin en alt
katında bulunan ameliyathaneden bir doktor telefonla
arayarak kadına "hemşire hanım, hastanın nabzını bulur
musunuz" demiş. Kadın "nabız" ne demek anlayamamış. Çünkü bilmiyormuş.
Başlamış çekmeceleri aramaya, dolaplara bakmış, masanın üstüne
bakmış,yok.Çünkü kadın "hastanın nabzı" denilen şeyin hastaya ait
olabilecek bir eşya olabileceğini düşünmüş.
5 dakika sonra
doktor tekrar arayıp "hastanın nabzını buldunuz mu?" diye sormuş.
kadın da "hastanın nabzı yok" diyerek aynen cevaplamış.
Doktor hemen telefonu kapamış. Kadın asansöre doğru
baktığında, asansörün en alt kattan (ameliyathanenin
bulunduğu kattan) yukarıya doğru geldiği fark etmiş.Doktor bütün
ekibini toplayıp
yoğun bakım odasına gelmiş. Tam da elektroşok yapmaya
hazırlanıyorlarmış fakat öteki hemşirelerden biri nabzının
attığını, üstelik de normal durumda olduğunun farkına varmış da işi
kurtarmış.
Yine
bizim muhacirlerden bir kadın bir okulda hademe olarak işe başlamış.
Okulda da kutlamalar varmış. Müdür konuşma yapacakmış. Kadın da
müdürün yanında iken müdürün bir konuşma yapacağını
öğrenmiş.Müdürüne de yaranmak istiyor ya, demiş ki:
-Müdür bey,siz madem bir konuşma yapacaksınız, ben sizi
konuşma öncesinde bir DüZEYiM.
Müdür şaşırarak "ne diyorsun sen" diye sormuş. Kadın da :
-E ne var bunda?Ben Bulgaristan'dayken de müdürümü düzerdim.
Müdür iyice şoka girerek "nasıl yani" diye sormuş. Kadın da:
-Eee Bulgaristan'daki düğünlerde gelinleri de düzerler.
Müdür iyice şaşırmış ve demiş ki:
-Yok, Sevcan hanım. Siz beni düzmeye kalkmayın. Bu yaştan sonra...
Tövbe töbeeeeee...
Burgas'ta şu an bir Rus
işadamının sahip olduğu "Neftozavod"ta bir çalışma haftası
bitmiş ve işçiler tren vasıtasıyla köylerine döneceklermiş. Bir kompartımana
Türklerden 5 kişi binmişler. Bunlar Neftozavod'da beraber çalışan
yakın arkadaşlarmış. İşçilerden birisi-nin hafta içinde
Burgas'a işi düşmüş ve gelirken de evine götürmek üzere muz almış.
Kompartımandaki işçiler de bu muzları görmüşler ve başlamışlar
bu muzlar hakkında 1001 türlü soru sormaya. Muhabbet
ilerledikçe ilerlemiş fakat işçilerden biri muhabbete çok yabancı
kalmış. Çünkü hayatında daha önce hiç muz yememiş.
Muz nasıl bir şey, tadı nasıldır hiç bilmiyormuş. Adam
"sen madem hiç muz yemedin al sana benden bir ikram" diyerek adama
muzlardan 1 tane vermiş. Adam çok sevinmiş,ilk defa muz
yiyecekmiş. Muz'u itinayla soymuş. Muz'a bir sure baktıktan sonra
ağzına atmış. Çiğnemiş çiğnemiş tam yutarken tünele girmişler.
Aydınlatma da olmadığı için ortalık zifiri karanlığa
bürünmüş. Adam birden şok geçirerek başlamış
etraftakilere bağırmaya:
- Ulan yedirdiniz
bu muzu bana,kör ettiniz beni be!
FIKRALARIN DEVAMI :
1
,
[2] ,
[3] ,
[4] ,
[5]
,
[6]
,
[7]
>>>
|